<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Ücretsiz Ödev, Tez, Proje ödevi, Performans ödevi, Ödev kapakları - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.odevbilim.com/</link>
		<description><![CDATA[Ücretsiz Ödev, Tez, Proje ödevi, Performans ödevi, Ödev kapakları - http://www.odevbilim.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 02:26:25 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Işık Kirliliğini Önlemek için Yapılması Gerekenler]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Isik-Kirliligini-onlemek-icin-Yapilmasi-Gerekenler</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 21:12:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Isik-Kirliligini-onlemek-icin-Yapilmasi-Gerekenler</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Işık Kirliliğini Önlemek için Yapılması Gerekenler</span></div>
<br />
Işık kirliliğinin kontrol altına alınmasının önündeki asıl engel bu soruna gösterilen ilgisizlik ve duyarsızlıktır. Henüz hava kirliliği ya da gündemdeki diğer çevre sorunları kadar ciddi boyutlara ulaşmadığı için olsa gerek , ışık kirliliği acilen üzerinde durulması gereken bir problem olarak görülmüyor. Geceleri sokakların , yolların ve toplum tarafından sıklıkla kullanılan yerlerin aydınlatılması elbette gerekli. Unutulmaması gerekense , fazla ışığın iyi ve kaliteli aydınlatma anlamına gelmediğidir.<br />
Işık kirliliğin en aza nasıl indirgenebilir ? önce şu gerçeği kabul ederek işe başlayalım : “ göğü aydınlatma “ nın hiçbir yararı yoktur. Malımızı canımızı güvende hissetmemize de bir katkı sağlamaz. Yani ışıklandırma , suç işleyecek olanların suç işlemesini engelleyen bir öğe değildir. O halde ilke olarak öncelikle şunlar yapılmalıdır;<br />
<br />
* Işığın göğe yönelmesini önlemek ve aydınlatılacak yere doğru göndermek. Yeryüzüne paralel ışığın yayımını önlemek için mümkün olduğunca ışık ya tüm kesilmeli ya da çok düşük profilli muhafazalarda tutulmalıdır.<br />
* Enerji tasarrufu eden ve ışığı her yöne saçmayan lambalar kullanılmalıdır. Astronomlar ışık kaynağı olarak düşük basınçlı sodyum lambaları tercih etmektedirler. Düşük basınçlı sodyum lambalar ışığı tam kesmez veya çok düşük profilli bir muhafaza değildir. Yüksek basınçlı sodyum lambalar ise gökyüzüne paralel ışık miktarını çok azalttığından daha fazla kabul görmektedir. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 2 Sayfadır.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Işık Kirliliğini Önlemek için Yapılması Gerekenler</span></div>
<br />
Işık kirliliğinin kontrol altına alınmasının önündeki asıl engel bu soruna gösterilen ilgisizlik ve duyarsızlıktır. Henüz hava kirliliği ya da gündemdeki diğer çevre sorunları kadar ciddi boyutlara ulaşmadığı için olsa gerek , ışık kirliliği acilen üzerinde durulması gereken bir problem olarak görülmüyor. Geceleri sokakların , yolların ve toplum tarafından sıklıkla kullanılan yerlerin aydınlatılması elbette gerekli. Unutulmaması gerekense , fazla ışığın iyi ve kaliteli aydınlatma anlamına gelmediğidir.<br />
Işık kirliliğin en aza nasıl indirgenebilir ? önce şu gerçeği kabul ederek işe başlayalım : “ göğü aydınlatma “ nın hiçbir yararı yoktur. Malımızı canımızı güvende hissetmemize de bir katkı sağlamaz. Yani ışıklandırma , suç işleyecek olanların suç işlemesini engelleyen bir öğe değildir. O halde ilke olarak öncelikle şunlar yapılmalıdır;<br />
<br />
* Işığın göğe yönelmesini önlemek ve aydınlatılacak yere doğru göndermek. Yeryüzüne paralel ışığın yayımını önlemek için mümkün olduğunca ışık ya tüm kesilmeli ya da çok düşük profilli muhafazalarda tutulmalıdır.<br />
* Enerji tasarrufu eden ve ışığı her yöne saçmayan lambalar kullanılmalıdır. Astronomlar ışık kaynağı olarak düşük basınçlı sodyum lambaları tercih etmektedirler. Düşük basınçlı sodyum lambalar ışığı tam kesmez veya çok düşük profilli bir muhafaza değildir. Yüksek basınçlı sodyum lambalar ise gökyüzüne paralel ışık miktarını çok azalttığından daha fazla kabul görmektedir. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 2 Sayfadır.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Işık Kirliliği Nedir?]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Isik-Kirliligi-Nedir</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 21:07:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Isik-Kirliligi-Nedir</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Işık Kirliliği Nedir ?</span></div>
<br />
Geceleyin çevremizi neden aydınlatıyoruz? Daha iyi görmek için, daha güzel çevrede bulunmak için, daha kolay çalışmak, daha güvende hissetmek için... Ticarette, turizmde çalışıyorsak iyi reklam yapmak ve müşteri kazanmak için. Fakat ne yazık ki hem Türkiye'de hem de bütün dünyada çok kötü gece aydınlatma uygulamaları var. Bu yanlış uygulama giderek yaygınlaşmakta ve artmakta.<br />
<br />
Bu kötü aydınlatma Işık Kirliliği denen yeni bir kirlilik çeşididir. Işık kirliliği, yanlış yerde, yanlış miktarda, yanlış yönde ve yanlış zamanda ışık kullanılmasıdır. Hava kirliliği, su kirliliği gibi zehirleyici olmasa da, gereğinden fazla ve yanlış yerde ışık kullanmak etkisiz aydınlatma demektir; bunun sonucu olarak ışığı üretmek için harcanan enerjinin önemli bir kısmı da boşa gitmektedir.<br />
<br />
Işık kirliliğinin çeşitleri:<br />
<br />
Işık kirliliği her çeşit etkisiz aydınlatmayı kapsar. Bunların başlıcaları şunlardır:<br />
<br />
· Işık tecavüzü (ya da ışık taşması): Işığın istenmeyen ya da gerekmeyen yeri aydınlatması.<br />
<br />
· Göz kamaşması: Gözün alışık olduğu aydınlatma düzeyini aşıp görme yetisinin bozulması<br />
ve nesnenin görünürlüğünün kaybolması. Eğer ışık kaynağı, aydınlattığı nesneden daha belirgin<br />
ise aydınlatma kötüdür.<br />
<br />
· Dikine ışık: Doğrudan gökyüzüne giden ışık. Sözün tam anlamıyla boşa giden, uzayda<br />
kaybolan ışıktır. Astronomlar ve gökyüzünü seyretmek isteyen herkes için en kötü ışık kirliliği<br />
budur. Işığın atmosferdeki tozlar ve moleküller tarafından saçılması sonucu göğün doğal<br />
parlaklığının bozulmasına, artmasına neden olur. Kamaşma ve ışık tecavüzü yaratan armatürler dikine ışık da gönderirler. Şehirlerin üstünde uçaktan görülen ışık denizi, çoğunlukla yukarıya<br />
doğru yanlış yönlendirilmiş ışıklardır.<br />
<br />
· Aşırı miktarda ışık: Belli bir işin yapılması için gereken aydınlatma miktarını aşan ışık.<br />
Fazla ışık her zaman iyi aydınlatma demek değildir. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1006" target="_blank">Işık Kirliliği.doc</a> (Boyut: 15.29 KB / İndirme: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Işık Kirliliği Nedir ?</span></div>
<br />
Geceleyin çevremizi neden aydınlatıyoruz? Daha iyi görmek için, daha güzel çevrede bulunmak için, daha kolay çalışmak, daha güvende hissetmek için... Ticarette, turizmde çalışıyorsak iyi reklam yapmak ve müşteri kazanmak için. Fakat ne yazık ki hem Türkiye'de hem de bütün dünyada çok kötü gece aydınlatma uygulamaları var. Bu yanlış uygulama giderek yaygınlaşmakta ve artmakta.<br />
<br />
Bu kötü aydınlatma Işık Kirliliği denen yeni bir kirlilik çeşididir. Işık kirliliği, yanlış yerde, yanlış miktarda, yanlış yönde ve yanlış zamanda ışık kullanılmasıdır. Hava kirliliği, su kirliliği gibi zehirleyici olmasa da, gereğinden fazla ve yanlış yerde ışık kullanmak etkisiz aydınlatma demektir; bunun sonucu olarak ışığı üretmek için harcanan enerjinin önemli bir kısmı da boşa gitmektedir.<br />
<br />
Işık kirliliğinin çeşitleri:<br />
<br />
Işık kirliliği her çeşit etkisiz aydınlatmayı kapsar. Bunların başlıcaları şunlardır:<br />
<br />
· Işık tecavüzü (ya da ışık taşması): Işığın istenmeyen ya da gerekmeyen yeri aydınlatması.<br />
<br />
· Göz kamaşması: Gözün alışık olduğu aydınlatma düzeyini aşıp görme yetisinin bozulması<br />
ve nesnenin görünürlüğünün kaybolması. Eğer ışık kaynağı, aydınlattığı nesneden daha belirgin<br />
ise aydınlatma kötüdür.<br />
<br />
· Dikine ışık: Doğrudan gökyüzüne giden ışık. Sözün tam anlamıyla boşa giden, uzayda<br />
kaybolan ışıktır. Astronomlar ve gökyüzünü seyretmek isteyen herkes için en kötü ışık kirliliği<br />
budur. Işığın atmosferdeki tozlar ve moleküller tarafından saçılması sonucu göğün doğal<br />
parlaklığının bozulmasına, artmasına neden olur. Kamaşma ve ışık tecavüzü yaratan armatürler dikine ışık da gönderirler. Şehirlerin üstünde uçaktan görülen ışık denizi, çoğunlukla yukarıya<br />
doğru yanlış yönlendirilmiş ışıklardır.<br />
<br />
· Aşırı miktarda ışık: Belli bir işin yapılması için gereken aydınlatma miktarını aşan ışık.<br />
Fazla ışık her zaman iyi aydınlatma demek değildir. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1006" target="_blank">Işık Kirliliği.doc</a> (Boyut: 15.29 KB / İndirme: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1920 Yılından Günümüze Türk Denizciliğinde Meydana Gelen Değişim Ve Gelişim]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-1920-Yilindan-Gunumuze-Turk-Denizciliginde-Meydana-Gelen-Degisim-Ve-Gelisim</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 20:56:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-1920-Yilindan-Gunumuze-Turk-Denizciliginde-Meydana-Gelen-Degisim-Ve-Gelisim</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">1920 Yılından Günümüze Türk Denizciliğinde Meydana Gelen Değişim Ve Gelişim</span></div>
<br />
Milli Mücadele Dönemi<br />
<br />
Bu dönem, geçmişi parlak zaferlerle dolu olan Türk denizciliğinin acı ve hüzün dolu sayfalarından birisini teşkil etmektedir. Ancak Milli Mücadelemiz esnasındaki olumsuz koşullar, Türk denizcisinin doğasında var olan vatan ve millet sevgisini yok edememiş; bazı denizciler gizlice Anadolu’ya geçerek kara savaşlarına fiili olarak katılmış; bazıları ise Karadeniz’de ve Marmara’da ülkenin harbe devam azim ve iradesini güçlendirecek lojistik nakliyatı kanları ve canları pahasına idame etmişlerdir. Diğer taraftan, İstanbul’da kalan denizciler, Muavenet-i Bahriye Cemiyeti’ni kurarak, Milli Hükümetin deniz gücünü personel ve materyal olarak desteklemiş ve aynı zamanda Milli Kuvvetlere istihbarat desteği sağlamışlardır.<br />
<br />
Mondros Mütarekesi hükümleri gereğince, TURGUTREİS, HAMİDİYE ve MECİDİYE Kruvazörleri, İşgal Kuvvetleri tarafından duruş ve vuruş güçleri zayıflatılarak Haliç’te atıl olarak tutulmuş; YAVUZ Zırhlısı ise, Haliç’te deniz trafiğini aksatabileceği endişesi ile cephanesi alınmış ve topları sökülmüş olarak İzmit’e nakledilmiştir. Bu dönemde sadece, Marmara’da sahil güvenlik hizmetleri için kullanılan AKHİSAR ve DRAÇ Torpidobotları ile aynı görev için İzmir’e gönderilen HIZIRREİS Gambotu ve Saros Körfezi’nde mayın temizleme faaliyeti ile görevlendirilen NUSRET ve TİR-İ MÜJGAN mayın gemileri görev yapmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 13 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1005" target="_blank">1920 Yılından Günümüze Türk Denizciliğinde Meydana Gelen Değişim Ve Gelişim.doc</a> (Boyut: 26.72 KB / İndirme: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">1920 Yılından Günümüze Türk Denizciliğinde Meydana Gelen Değişim Ve Gelişim</span></div>
<br />
Milli Mücadele Dönemi<br />
<br />
Bu dönem, geçmişi parlak zaferlerle dolu olan Türk denizciliğinin acı ve hüzün dolu sayfalarından birisini teşkil etmektedir. Ancak Milli Mücadelemiz esnasındaki olumsuz koşullar, Türk denizcisinin doğasında var olan vatan ve millet sevgisini yok edememiş; bazı denizciler gizlice Anadolu’ya geçerek kara savaşlarına fiili olarak katılmış; bazıları ise Karadeniz’de ve Marmara’da ülkenin harbe devam azim ve iradesini güçlendirecek lojistik nakliyatı kanları ve canları pahasına idame etmişlerdir. Diğer taraftan, İstanbul’da kalan denizciler, Muavenet-i Bahriye Cemiyeti’ni kurarak, Milli Hükümetin deniz gücünü personel ve materyal olarak desteklemiş ve aynı zamanda Milli Kuvvetlere istihbarat desteği sağlamışlardır.<br />
<br />
Mondros Mütarekesi hükümleri gereğince, TURGUTREİS, HAMİDİYE ve MECİDİYE Kruvazörleri, İşgal Kuvvetleri tarafından duruş ve vuruş güçleri zayıflatılarak Haliç’te atıl olarak tutulmuş; YAVUZ Zırhlısı ise, Haliç’te deniz trafiğini aksatabileceği endişesi ile cephanesi alınmış ve topları sökülmüş olarak İzmit’e nakledilmiştir. Bu dönemde sadece, Marmara’da sahil güvenlik hizmetleri için kullanılan AKHİSAR ve DRAÇ Torpidobotları ile aynı görev için İzmir’e gönderilen HIZIRREİS Gambotu ve Saros Körfezi’nde mayın temizleme faaliyeti ile görevlendirilen NUSRET ve TİR-İ MÜJGAN mayın gemileri görev yapmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 13 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1005" target="_blank">1920 Yılından Günümüze Türk Denizciliğinde Meydana Gelen Değişim Ve Gelişim.doc</a> (Boyut: 26.72 KB / İndirme: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dengeli Ve Sağlıklı Beslenme ile ilgili Hikaye Performansı]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Dengeli-Ve-Saglikli-Beslenme-ile-ilgili-Hikaye-Performansi</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 20:53:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Dengeli-Ve-Saglikli-Beslenme-ile-ilgili-Hikaye-Performansi</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Dengeli Ve Sağlıklı Beslenme ile ilgili Hikaye Performansı</span></div>
<br />
Elif, UFUK İLKÖĞRETİM Okulu’nda öğrencidir. Sabahları kahvaltı yapmadan okula gider. Bu konuda annesi ile sürekli tartışma yaşamaktadır. Elif Annesinin hazırladığı beslenme çantasını okula götürür ama hiç açmadan eve getirirdi. Elif kantinden sürekli asitli içecekler, cips, çikolata, dondurma ve boyalı değişik şekerlemeler alırdı. Arkadaşları da beslenmesini tüketirken Elif kantinden aldığı bu tür yiyeceklerle karnını doyururdu. Öğretmeninin ve ailesinin uyarılarını dikkate almayan Elif öğlen ve akşam yemeklerinde de “patates kızartması, makarna vb” tek tip beslenirdi.<br />
<br />
Elif zaman zaman karnının ağrıdığından, midesinin bulandığından ve halsiz olduğundan şikâyet ederdi. Bir sabah uyandığında kendini kötü hissettiğini söyledi. Annesi de onu doktora götürdü. Doktor Elif’i muayene ederken önce şikâyetlerini sordu. Elif karnının ağrıdığını, midesinin bulandığını ve halsiz olduğunu söyledi. Doktor Elif’in beslenme alışkanlığı ile ilgili hem Elif’den hem de annesinden bilgi aldı. Doktor bu görüşmeden sonra bazı tahliller yapılmasını istedi. Yapılan tahlillerin sonucunda Elif’in sağlıklı beslenmediği için kansız olduğunu, vitamin eksikliği olduğunu vücudunun direncinin düştüğünü ve vücudunun mikroplarla savaşacak gücünün olmadığını söyledi.<br />
<br />
Doktor Elif’e iyileşmesi için bazı ilaçlar verdi. Ama bu ilaçların sağlığına kavuşmak için yeterli olmayacağını anlattı. Sağlıklı olabilmek için sebze, meyve, et, süt, yoğurt, yumurta vb. vücudun ihtiyacı olan yiyeceklerden yemesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />
Elif evde bir kaç gün dinlendikten ve doktorun söyledikleri yiyeceklerden yemeye başladıktan sonra kendini daha iyi hissetti. Okulunu ve arkadaşlarını özlemişti. İyileştiğinde koşa koşa okula gitti ve arkadaşlarına doktor amcasının söylediklerini anlattı. O günden sonra Elif sağlıklı olabilmek için beslenmesine dikkat etti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Dengeli Ve Sağlıklı Beslenme ile ilgili Hikaye Performansı</span></div>
<br />
Elif, UFUK İLKÖĞRETİM Okulu’nda öğrencidir. Sabahları kahvaltı yapmadan okula gider. Bu konuda annesi ile sürekli tartışma yaşamaktadır. Elif Annesinin hazırladığı beslenme çantasını okula götürür ama hiç açmadan eve getirirdi. Elif kantinden sürekli asitli içecekler, cips, çikolata, dondurma ve boyalı değişik şekerlemeler alırdı. Arkadaşları da beslenmesini tüketirken Elif kantinden aldığı bu tür yiyeceklerle karnını doyururdu. Öğretmeninin ve ailesinin uyarılarını dikkate almayan Elif öğlen ve akşam yemeklerinde de “patates kızartması, makarna vb” tek tip beslenirdi.<br />
<br />
Elif zaman zaman karnının ağrıdığından, midesinin bulandığından ve halsiz olduğundan şikâyet ederdi. Bir sabah uyandığında kendini kötü hissettiğini söyledi. Annesi de onu doktora götürdü. Doktor Elif’i muayene ederken önce şikâyetlerini sordu. Elif karnının ağrıdığını, midesinin bulandığını ve halsiz olduğunu söyledi. Doktor Elif’in beslenme alışkanlığı ile ilgili hem Elif’den hem de annesinden bilgi aldı. Doktor bu görüşmeden sonra bazı tahliller yapılmasını istedi. Yapılan tahlillerin sonucunda Elif’in sağlıklı beslenmediği için kansız olduğunu, vitamin eksikliği olduğunu vücudunun direncinin düştüğünü ve vücudunun mikroplarla savaşacak gücünün olmadığını söyledi.<br />
<br />
Doktor Elif’e iyileşmesi için bazı ilaçlar verdi. Ama bu ilaçların sağlığına kavuşmak için yeterli olmayacağını anlattı. Sağlıklı olabilmek için sebze, meyve, et, süt, yoğurt, yumurta vb. vücudun ihtiyacı olan yiyeceklerden yemesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />
Elif evde bir kaç gün dinlendikten ve doktorun söyledikleri yiyeceklerden yemeye başladıktan sonra kendini daha iyi hissetti. Okulunu ve arkadaşlarını özlemişti. İyileştiğinde koşa koşa okula gitti ve arkadaşlarına doktor amcasının söylediklerini anlattı. O günden sonra Elif sağlıklı olabilmek için beslenmesine dikkat etti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yön Bulmada Kullanılan Çeşitli Yöntemler]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Yon-Bulmada-Kullanilan-cesitli-Yontemler</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 20:49:55 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Yon-Bulmada-Kullanilan-cesitli-Yontemler</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Yön Bulmada Kullanılan Çeşitli Yöntemler</span></div>
<br />
Pusula<br />
En bilinen yön bulma aleti pusuladır. Pusulanın ibresi daima kuzeyi göstemektedir.<br />
<br />
Doğada Pusulasız Yön Bulma<br />
Pusula ya da GPS gibi yön bulma da araçları olmadan da geleneksel yöntemlerle yön bulunabiliyor. Ancak bu yöntemlerle yön tam olarak belirlenmez, yalnızca kabaca bir fikir elde edilir.<br />
<br />
Sopa ve Taş Yöntemi<br />
Havanın açık ve güneşli olması gerekir. Yaklaşık l m boyunda düz bir sopa zcmine çakılır. Sopanın gölgesinin ucuna küçük bir taş koyulur. Gölge sabahları sopaya doğru yaklaşmayı öğleden sonraysa uzaklaşmaya başlar. 15-20 dakika sonra gölgenin ucuna ikinci bir taç koyulur. Bu iki taş arası bir çizgiyle birleştirilir. Bu çizgi doğu-batı çizgisidir. Sonra sol ayak ilk taşın olduğu yere, sağ ayak da ikinci taşın olduğu yere yerleştirildiğinde bakılan yön kuzeydir. Bu yöntemden doğru sonuç almak için, zeminin düz olması ve gölgenin ucunun hassas işaretlenmesi gerekir.<br />
<br />
Saat Yöntemi<br />
Akrep ve yelkovanı olan saatlerle de yön tayini yapılabiliyor. İlk olarak akrebin ucu güneşe doğru döndürülür. Akreple saat 12 noktası arasındaki açının ortasından bir çizgi geçirilir. Açının iç kısmından geçen çizginin olduğu taraf güneyi diğer tarafsa kuzeyi gösterir. Ayrıca güneşe yakın olan taraf da daima güney yönünü gösterir.<br />
<br />
Yıldızlardan Yararlanma<br />
Yıldızların hareketlerine bakarak da yön tayini yapılabilir. Yere sabitlenmiş olan bîri kısa biri uzun olan iki sopa ya da iki sabit referans noktası yardımıyla herhangi parlak bir yıldıza bakarak yön tayini yapılabilir. Yıldız, sağa doğru hareket ediyorsa güneye sola doğru hareket ediyorsa gidiyorsa kuzeye, yükseliyorsa doğuya, alçalıyorsa batıya doğru bakılıyor anlamına gelir. Burada aslında yıldızlar hareket etmez, dünya kendi ekseni etrafında döndüğünden yıldızlar hareket ediyormuş gibi görülür. Bunun yanında Kutup Yıldızından da yararlanılabilir. Kutup Yıldızı, kuzey kutbu üzerinde ve sabit bir yerdedir. Havanın açık olduğu her zaman Kutup Yıldızı'na bakarak coğrafi kuzey yönü bulunabilir. Kutup Yıldızı'nı bulmak için Önce kepçe biçiminde olan "Büyük Ayı Takımyıldızı" bulunur. Kepçenin sapınıdan en uzaktaki iki yıldız üzerinden hayali bil çizgi geçirilir. Bu iki yıldız arasındaki mesafenin 5-6 katı kadar uzaklıkta bir yerde kutup yıldızı bulunur. Kutup yıldızının nerede olduğundan emin olmak İçin "Koltuk Takımyıldızı" da kullanılabilir. Bu takımyıldızı, büyük Ayı'nın tam karşısında ve basık "W" biçiminde. Kutup Yıldızı bu iki takımyıldızı arasında yer alır.<br />
<br />
Bitkilerden Yararlanma<br />
Kesin olmamakla birlikte bitkiler de gidilecek yön hakkında bilgi verebilir. Çok yıllık bitkilerin (çam, meşe gibi) güneşe bakan ya da ekvatora yakın olan bölümlerinde daha fazla yeşillik bulunur. Karayosunları gölgede ve nemli yerlerde yaşadığından ağaç ya da kayaların yosunlu bölümleri ekvatora değil kutuplara bakan taraftır. Ayrıca söğüt, kavak gibi ince dallı ağaçlar da güneşe doğru (ekvator) eğilirler. Ancak bu güçlü" ve devamlı esen rüzgarlar dalları başka yönlere çevirebilir.<br />
<br />
Rüzgarlardan Yararlanma<br />
Kıyı bölgelerinde, rüzgarlar sabahleyin dcnize, akşama doğru da karaya doğru eser.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Yön Bulmada Kullanılan Çeşitli Yöntemler</span></div>
<br />
Pusula<br />
En bilinen yön bulma aleti pusuladır. Pusulanın ibresi daima kuzeyi göstemektedir.<br />
<br />
Doğada Pusulasız Yön Bulma<br />
Pusula ya da GPS gibi yön bulma da araçları olmadan da geleneksel yöntemlerle yön bulunabiliyor. Ancak bu yöntemlerle yön tam olarak belirlenmez, yalnızca kabaca bir fikir elde edilir.<br />
<br />
Sopa ve Taş Yöntemi<br />
Havanın açık ve güneşli olması gerekir. Yaklaşık l m boyunda düz bir sopa zcmine çakılır. Sopanın gölgesinin ucuna küçük bir taş koyulur. Gölge sabahları sopaya doğru yaklaşmayı öğleden sonraysa uzaklaşmaya başlar. 15-20 dakika sonra gölgenin ucuna ikinci bir taç koyulur. Bu iki taş arası bir çizgiyle birleştirilir. Bu çizgi doğu-batı çizgisidir. Sonra sol ayak ilk taşın olduğu yere, sağ ayak da ikinci taşın olduğu yere yerleştirildiğinde bakılan yön kuzeydir. Bu yöntemden doğru sonuç almak için, zeminin düz olması ve gölgenin ucunun hassas işaretlenmesi gerekir.<br />
<br />
Saat Yöntemi<br />
Akrep ve yelkovanı olan saatlerle de yön tayini yapılabiliyor. İlk olarak akrebin ucu güneşe doğru döndürülür. Akreple saat 12 noktası arasındaki açının ortasından bir çizgi geçirilir. Açının iç kısmından geçen çizginin olduğu taraf güneyi diğer tarafsa kuzeyi gösterir. Ayrıca güneşe yakın olan taraf da daima güney yönünü gösterir.<br />
<br />
Yıldızlardan Yararlanma<br />
Yıldızların hareketlerine bakarak da yön tayini yapılabilir. Yere sabitlenmiş olan bîri kısa biri uzun olan iki sopa ya da iki sabit referans noktası yardımıyla herhangi parlak bir yıldıza bakarak yön tayini yapılabilir. Yıldız, sağa doğru hareket ediyorsa güneye sola doğru hareket ediyorsa gidiyorsa kuzeye, yükseliyorsa doğuya, alçalıyorsa batıya doğru bakılıyor anlamına gelir. Burada aslında yıldızlar hareket etmez, dünya kendi ekseni etrafında döndüğünden yıldızlar hareket ediyormuş gibi görülür. Bunun yanında Kutup Yıldızından da yararlanılabilir. Kutup Yıldızı, kuzey kutbu üzerinde ve sabit bir yerdedir. Havanın açık olduğu her zaman Kutup Yıldızı'na bakarak coğrafi kuzey yönü bulunabilir. Kutup Yıldızı'nı bulmak için Önce kepçe biçiminde olan "Büyük Ayı Takımyıldızı" bulunur. Kepçenin sapınıdan en uzaktaki iki yıldız üzerinden hayali bil çizgi geçirilir. Bu iki yıldız arasındaki mesafenin 5-6 katı kadar uzaklıkta bir yerde kutup yıldızı bulunur. Kutup yıldızının nerede olduğundan emin olmak İçin "Koltuk Takımyıldızı" da kullanılabilir. Bu takımyıldızı, büyük Ayı'nın tam karşısında ve basık "W" biçiminde. Kutup Yıldızı bu iki takımyıldızı arasında yer alır.<br />
<br />
Bitkilerden Yararlanma<br />
Kesin olmamakla birlikte bitkiler de gidilecek yön hakkında bilgi verebilir. Çok yıllık bitkilerin (çam, meşe gibi) güneşe bakan ya da ekvatora yakın olan bölümlerinde daha fazla yeşillik bulunur. Karayosunları gölgede ve nemli yerlerde yaşadığından ağaç ya da kayaların yosunlu bölümleri ekvatora değil kutuplara bakan taraftır. Ayrıca söğüt, kavak gibi ince dallı ağaçlar da güneşe doğru (ekvator) eğilirler. Ancak bu güçlü" ve devamlı esen rüzgarlar dalları başka yönlere çevirebilir.<br />
<br />
Rüzgarlardan Yararlanma<br />
Kıyı bölgelerinde, rüzgarlar sabahleyin dcnize, akşama doğru da karaya doğru eser.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürkün Önderliğinde Hangi Hak Ve Özgürlüklere Kavuştuk]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Ataturkun-onderliginde-Hangi-Hak-Ve-ozgurluklere-Kavustuk</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 20:39:44 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Ataturkun-onderliginde-Hangi-Hak-Ve-ozgurluklere-Kavustuk</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Atatürkün Önderliğinde Hangi Hak Ve Özgürlüklere Kavuştuk</span></div>
<br />
ATATÜRK’ÜN BİZE KAZANDIRDIĞI HAK VE ÖZGÜRLÜKLER <br />
Cumhuriyet <br />
Cumhuriyet Nedir? <br />
<br />
Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir. <br />
<br />
Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu k eyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır. <br />
<br />
Aslında cumhuriyet bir yönetim biçimidir.Türk insanı için cumhuriyet, bir rejim ama Atatürkçü düşünce sistemine dayanan bir rejimi ifade etmektedir.Bugün her Türk'ün sorumluluğu, Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerini iyi bilerek onu korumak ve geliştirmek olmalıdır.Eskiden ülkeleri tek kişi yönetirdi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi.Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir.Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 12 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1003" target="_blank">Atatürkün Önderliğinde Hangi Hak Ve Özgürlüklere Kavuştuk.doc</a> (Boyut: 230.55 KB / İndirme: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Atatürkün Önderliğinde Hangi Hak Ve Özgürlüklere Kavuştuk</span></div>
<br />
ATATÜRK’ÜN BİZE KAZANDIRDIĞI HAK VE ÖZGÜRLÜKLER <br />
Cumhuriyet <br />
Cumhuriyet Nedir? <br />
<br />
Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir. <br />
<br />
Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu k eyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır. <br />
<br />
Aslında cumhuriyet bir yönetim biçimidir.Türk insanı için cumhuriyet, bir rejim ama Atatürkçü düşünce sistemine dayanan bir rejimi ifade etmektedir.Bugün her Türk'ün sorumluluğu, Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerini iyi bilerek onu korumak ve geliştirmek olmalıdır.Eskiden ülkeleri tek kişi yönetirdi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi.Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir.Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 12 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1003" target="_blank">Atatürkün Önderliğinde Hangi Hak Ve Özgürlüklere Kavuştuk.doc</a> (Boyut: 230.55 KB / İndirme: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nutuk Hangi Olayları Konu Alır]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Nutuk-Hangi-Olaylari-Konu-Alir</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 20:33:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Nutuk-Hangi-Olaylari-Konu-Alir</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Nutuk Hangi Olayları Konu Alır </span></div>
<br />
1919 yılı Mayısı'nın 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüş..." sözleriyle başlar konuşmasına. Dinleyiciler yalnızca milletvekilleri ve hükümet üyeleri değildir. Tüm illerden gelen delegeler, parti ileri gelenleri, komutanlar ve büyükelçiler de Meclis'tedir. Tamamen belgelere dayanan konuşma sırasında Atatürk, yeri geldikçe, konuyla ilgili belgeyi yan masadaki katibe uzatır. Peki "Nutuk"un hazırlanış amacı nedir?Gazi Mustafa Kemal, Millî Mücadele'yi anlattığı bölümden hemen sonra bu soruyu yanıtlar: "...Maksadım, inkılâbımızın incelenmesinde tarihe kolaylık sağlamaktır. Bütün bu olguların ve olayların cereyanında TBMM ve Hükümet Başkanı, Başkomutan ve Cumhurbaşkanı olmaktan çok, teşkilâtımızın Genel Başkanı olarak bu görevi yapmaya kendimi mecbur sayarım." 1927 yılının Ankara'sı... Tarih 15 Ekim 1927. Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın 2. Büyük Kurultayı'nda tarihi konuşmasını yapmak üzere kürsüdedir. 1919'da Samsun'da başlayan mücadelenin 'tutanağı' ellerinde... Toplamda 6 gün ve 36,5 saat süren bir izahat; <br />
<br />
"Nutuk"! "Nutuk"un içeriğine gelince; Taha Parla, İletişim Yayınları'ndan çıkan "Atatürk'ün Nutuk'u" isimli çalışmasında bu konuda şu bilgileri veriyor: "Nutuk metninin hacim olarak büyük bir bölümünü iç siyaset olayları, diplomasi ve dış politika olayları, askeri tarih, İstanbul - Ankara ilişkileri, ayaklanmalar, düşman işgali, lojistik sorunlar, görüşme ve yazışmalar, mitingler ve kongreler, Kurtuluş Savaşı'nın aşamaları, askeri ve siyasi örgütlenme aşamaları ile Atatürk'ün önem verdiği çeşitli episodlar ve ayrıntılar kaplar." "Nutuk"ta önce, 1919'da İstanbul ve Anadolu'nun içinde olduğu durum tasvir edilmiş, sonra da alınan kararlar doğrultusunda hangi adımların atıldığı, bu sırada ne tür engellerle karşılaşıldığı ve bu engellerin nasıl aşıldığı detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bağımsız bir devlet kurulması anlayışıyla hazırlanan eylem planının nasıl işlediğidir aslında "Nutuk"la anlatılan. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1002" target="_blank">Nutuk Hangi Olayları Konu Alır.doc</a> (Boyut: 42 KB / İndirme: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Nutuk Hangi Olayları Konu Alır </span></div>
<br />
1919 yılı Mayısı'nın 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüş..." sözleriyle başlar konuşmasına. Dinleyiciler yalnızca milletvekilleri ve hükümet üyeleri değildir. Tüm illerden gelen delegeler, parti ileri gelenleri, komutanlar ve büyükelçiler de Meclis'tedir. Tamamen belgelere dayanan konuşma sırasında Atatürk, yeri geldikçe, konuyla ilgili belgeyi yan masadaki katibe uzatır. Peki "Nutuk"un hazırlanış amacı nedir?Gazi Mustafa Kemal, Millî Mücadele'yi anlattığı bölümden hemen sonra bu soruyu yanıtlar: "...Maksadım, inkılâbımızın incelenmesinde tarihe kolaylık sağlamaktır. Bütün bu olguların ve olayların cereyanında TBMM ve Hükümet Başkanı, Başkomutan ve Cumhurbaşkanı olmaktan çok, teşkilâtımızın Genel Başkanı olarak bu görevi yapmaya kendimi mecbur sayarım." 1927 yılının Ankara'sı... Tarih 15 Ekim 1927. Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın 2. Büyük Kurultayı'nda tarihi konuşmasını yapmak üzere kürsüdedir. 1919'da Samsun'da başlayan mücadelenin 'tutanağı' ellerinde... Toplamda 6 gün ve 36,5 saat süren bir izahat; <br />
<br />
"Nutuk"! "Nutuk"un içeriğine gelince; Taha Parla, İletişim Yayınları'ndan çıkan "Atatürk'ün Nutuk'u" isimli çalışmasında bu konuda şu bilgileri veriyor: "Nutuk metninin hacim olarak büyük bir bölümünü iç siyaset olayları, diplomasi ve dış politika olayları, askeri tarih, İstanbul - Ankara ilişkileri, ayaklanmalar, düşman işgali, lojistik sorunlar, görüşme ve yazışmalar, mitingler ve kongreler, Kurtuluş Savaşı'nın aşamaları, askeri ve siyasi örgütlenme aşamaları ile Atatürk'ün önem verdiği çeşitli episodlar ve ayrıntılar kaplar." "Nutuk"ta önce, 1919'da İstanbul ve Anadolu'nun içinde olduğu durum tasvir edilmiş, sonra da alınan kararlar doğrultusunda hangi adımların atıldığı, bu sırada ne tür engellerle karşılaşıldığı ve bu engellerin nasıl aşıldığı detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bağımsız bir devlet kurulması anlayışıyla hazırlanan eylem planının nasıl işlediğidir aslında "Nutuk"la anlatılan. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1002" target="_blank">Nutuk Hangi Olayları Konu Alır.doc</a> (Boyut: 42 KB / İndirme: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arkelerin Biyolojik Ekonomik Önemi]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Arkelerin-Biyolojik-Ekonomik-onemi</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 20:21:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Arkelerin-Biyolojik-Ekonomik-onemi</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Arkelerin Biyolojik Ekonomik Önemi</span></div>
<br />
ARKELER <br />
<br />
Onlar bakterilerle birlikte dünyamızın en eski sahipleridir. Yaşam sahnesine yaklaşık üç buçuk milyar yıl önce çıktıkları tahmin edilmektedir. Bunlar en eski ve en ilkel organizma olarak bilinir. Fakat bilim adamları onların farkına ancak otuz yıl önce varabildi. <br />
Bugün bu organizmalara arkeler denilmekte fakat ilk keşfedildikleri 1970?li yıllarda arke bakteriler (eski bakteriler) olarak tanımlanmışlardır. Çünkü bu canlıların doğadan yalıtılan ilk örneklerinin yaşadıkları ortamlar oksijensiz, bol kükürtlü ve sıcaklığın yüksek olduğu yerlerdi. Bunlar, dünyamızda yaşamın da başladığı kabul edilen ilk zamanlardaki yeryüzü koşullarına benziyordu. Ayrıca bu mikroorganizmalar ,bakteriler gibi prokaryottu(çekirdek zarı içermeyen tek hücreli canlı) ve onlarla aynı ortamlarda yaşıyordu. Bu nedenle bunlara arke bakteriler, bakterilere de öbakteriler yani ?gerçek bakteriler adı verilmişti. <br />
Fakat bir süre sonra , moleküler biyoloji tekniklerine dayalı moleküler sınıflandırma araştırmalarından elde edilen bulguların artmasıyla, arkelerin bir tür bakteri olmayıp onlardan farklı bir prokaryot grubu olduğu anlaşıldı. Hatta bu bulgular, arkelerin bakterilere olan yakınlıklarının bu organizmaların insan ya da meşe ağacına olan yakınlıklarından daha fazla olmadığını gösteriyordu. Moleküler biyoloji devrimi, insanlığa ve bilim dünyasına bu kez yeni ve büyük canlı grubunu armağan ediyordu. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 4 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1001" target="_blank">Arkelerin Biyolojik Ekonomik Önemi.doc</a> (Boyut: 46.44 KB / İndirme: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Arkelerin Biyolojik Ekonomik Önemi</span></div>
<br />
ARKELER <br />
<br />
Onlar bakterilerle birlikte dünyamızın en eski sahipleridir. Yaşam sahnesine yaklaşık üç buçuk milyar yıl önce çıktıkları tahmin edilmektedir. Bunlar en eski ve en ilkel organizma olarak bilinir. Fakat bilim adamları onların farkına ancak otuz yıl önce varabildi. <br />
Bugün bu organizmalara arkeler denilmekte fakat ilk keşfedildikleri 1970?li yıllarda arke bakteriler (eski bakteriler) olarak tanımlanmışlardır. Çünkü bu canlıların doğadan yalıtılan ilk örneklerinin yaşadıkları ortamlar oksijensiz, bol kükürtlü ve sıcaklığın yüksek olduğu yerlerdi. Bunlar, dünyamızda yaşamın da başladığı kabul edilen ilk zamanlardaki yeryüzü koşullarına benziyordu. Ayrıca bu mikroorganizmalar ,bakteriler gibi prokaryottu(çekirdek zarı içermeyen tek hücreli canlı) ve onlarla aynı ortamlarda yaşıyordu. Bu nedenle bunlara arke bakteriler, bakterilere de öbakteriler yani ?gerçek bakteriler adı verilmişti. <br />
Fakat bir süre sonra , moleküler biyoloji tekniklerine dayalı moleküler sınıflandırma araştırmalarından elde edilen bulguların artmasıyla, arkelerin bir tür bakteri olmayıp onlardan farklı bir prokaryot grubu olduğu anlaşıldı. Hatta bu bulgular, arkelerin bakterilere olan yakınlıklarının bu organizmaların insan ya da meşe ağacına olan yakınlıklarından daha fazla olmadığını gösteriyordu. Moleküler biyoloji devrimi, insanlığa ve bilim dünyasına bu kez yeni ve büyük canlı grubunu armağan ediyordu. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 4 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1001" target="_blank">Arkelerin Biyolojik Ekonomik Önemi.doc</a> (Boyut: 46.44 KB / İndirme: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ülkemizde Bilim Sanat Eğitim Ve Spor Alanlarında Hizmet Vermiş Kişiler]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-ulkemizde-Bilim-Sanat-Egitim-Ve-Spor-Alanlarinda-Hizmet-Vermis-Kisiler</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 20:12:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-ulkemizde-Bilim-Sanat-Egitim-Ve-Spor-Alanlarinda-Hizmet-Vermis-Kisiler</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Ülkemizde Bilim Sanat Eğitim Ve Spor Alanlarında Hizmet Vermiş Kişiler</span></div>
<br />
Bilim Sanat Adına Hizmet Vermiş Kişiler <br />
Abdüsselam : ( 1926 - 19 ) Pakistanlı Fizik Bilgini İlk nobel ödülü alan müslüman bilim adamı. <br />
Ahmed Bin Musa : ( 10 yüzyıl ) Sistem mühendisliğinin Öncüsü. Astronom ve Mekanikçi. <br />
Akşemseddin : ( 1389 - 1459 ) Pasteur önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı. İstanbulun fethinin manevi babasıdır. Fatih sultan Mehmet' in Hocasıdır <br />
Ali Bin Abbas : ( ? - 994 ) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan hipokratesin (Hipokrat) Doğum olayı görüşünü kökünden yıktı. <br />
Ali Bin İsa : ( 11 yüzyıl ) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.<br />
Ali Bin Rıdvan : ( ? - 1067 ) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi. <br />
Ali Kuşçu : ( ? - 1474 ) Ünlü Bir türk astronomi ve matematik bilginidir.<br />
Ammar : ( 11 yüzyıl ) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı. <br />
Battani : ( 858 - 929 ) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biri trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 5 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1000" target="_blank">Ülkemizde Bilim Sanat Eğitim Ve Spor Alanlarında Hizmet Vermiş Kişiler.doc</a> (Boyut: 20.48 KB / İndirme: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Ülkemizde Bilim Sanat Eğitim Ve Spor Alanlarında Hizmet Vermiş Kişiler</span></div>
<br />
Bilim Sanat Adına Hizmet Vermiş Kişiler <br />
Abdüsselam : ( 1926 - 19 ) Pakistanlı Fizik Bilgini İlk nobel ödülü alan müslüman bilim adamı. <br />
Ahmed Bin Musa : ( 10 yüzyıl ) Sistem mühendisliğinin Öncüsü. Astronom ve Mekanikçi. <br />
Akşemseddin : ( 1389 - 1459 ) Pasteur önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı. İstanbulun fethinin manevi babasıdır. Fatih sultan Mehmet' in Hocasıdır <br />
Ali Bin Abbas : ( ? - 994 ) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan hipokratesin (Hipokrat) Doğum olayı görüşünü kökünden yıktı. <br />
Ali Bin İsa : ( 11 yüzyıl ) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.<br />
Ali Bin Rıdvan : ( ? - 1067 ) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi. <br />
Ali Kuşçu : ( ? - 1474 ) Ünlü Bir türk astronomi ve matematik bilginidir.<br />
Ammar : ( 11 yüzyıl ) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı. <br />
Battani : ( 858 - 929 ) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biri trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 5 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=1000" target="_blank">Ülkemizde Bilim Sanat Eğitim Ve Spor Alanlarında Hizmet Vermiş Kişiler.doc</a> (Boyut: 20.48 KB / İndirme: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürkün Matematik Alanında Ülkemize Getirdiği Yenilikler]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Ataturkun-Matematik-Alaninda-ulkemize-Getirdigi-Yenilikler</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 19:58:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Ataturkun-Matematik-Alaninda-ulkemize-Getirdigi-Yenilikler</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Atatürkün Matematik Alanında Ülkemize Getirdiği Yenilikler</span></div>
<br />
Günümüzün bilim ve teknolojisinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğrulara, yanlışlara ve dile sahiptir. Bir dile sahiptir diyorum çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya "üçgen, kare, dikdörtgen, çember, daire vb.." gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik. Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye. Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk´tür.<br />
<br />
Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş bir matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller; müselles, murabba veya hatt-ı mümas gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz. Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna siz de hak verirsiniz elbet. Bir düşünün "Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir." Cümlesinden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe´sine çevirebilir ama bir çoğunuz gibi ben de bu cümleyi ilk okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım. Oysa bu cümle "üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir." Demektir. Belki sadece bu cümledeki kavram anlaşılmazlığı bile bize Atatürk´ün bu konuda matematiğe ve dolayısıyla diğer ilimlere ne denli değerli bir çalışma bıraktığını anlamamız için yeterli olacaktır. Mesela, Müselles sözcüğünü ele alalım. Müselles Arapça ´sülüs´ sözcüğünden türetilmiştir. Arapça´daki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, Arapça bilmeyenler için oldukça zordur. Sülüs sözcüğünün Türkçe´de karşılığı ´üç´ kelimesidir. Üç´ün yanına ´gen´ getirirsek üçgen sözcüğü oluşur. Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır. Atatürk´ün matematik dünyasına kazandırdığı diğer bazı terimlerden de şöyle örnekler verebiliriz;<br />
<br />
Yeni İsmi || eski ismi<br />
Bölen || Maksumunaleyh<br />
Bölme || taksim<br />
Bölüm || Haric-i Kısmet<br />
Bölünebilme || Kabiliyet-i Taksim<br />
Çarpı || zarb<br />
Çarpan || mazrub<br />
Çarpanlara Ayırma || Mazrubata Tefrik<br />
Çember || Muhit-i Daire<br />
Çıkarma || tarh<br />
Dikey || amudi<br />
Limit || gaye<br />
Ondalık || Aşar´i<br />
Parabol || Kat´ı Mükafti<br />
Piramit || ehram<br />
Prizma || menşur Sadeleştirme || ihtisar<br />
Pay || suret<br />
Payda || mahrec<br />
Teğet || Hatt-ı Mümas<br />
<br />
Bu Arapça kökenli kelimelerle matematik yapmanın ve yapılanların ne ifade etmek istediğini anlayarak çağdaşlık yolunda ilerlemenin ne denli zor ve zahmetli olacağını anlatmaya gerek olmasa sanırım. Atatürk´ün bulduğu bu ve bunlar gibi bir çok terimler günümüzde hala geçerliliğini korumakta ve matematiği bizler için daha anlaşılır kılmaktadır. Atatürk bu terimlerin yer aldığı 1937 yılında yayımlanan bir de geometri kitabı yazmıştır. Bu kitapta kullanılan yeni terimler ayrıntılarıyla açıklanmış ve üzerlerine örnekler de verilmiştir. Bu kitap geometri öğretenlere ve bu konuda bilgi edinmek isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır.<br />
<br />
Mustafa Kemal bu geometri kitabını yazarak matematiğe daha anlaşılır yeni terimler kazandırmak isteğini Sivas´ta girdiği bir geometri dersinde ortaya koymuştur. Atatürk 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas´a gitmiş ve 1919 yılında Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir geometri (o zamanki adıyla hendese) dersine girmiştir. Bu derste öğrencilerle konuşmuş ve geometri üzerine çeşitli sorular yöneltmiştir. Ders esnasında eski terimlerle matematik öğreniminin ve öğretiminin zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk "Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır." Diyerek bu konudaki kesin yargısını açıkladıktan sonra, dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır. Bu sırada derste Pisagor teoremini de çözümlemiştir.<br />
<br />
Elbette ki, matematik ve geometri bilgisi yeterli olmayan bir insanın bilimsel ve dolayısıyla toplumsal açıdan bu denli önemli bir çalışmayı ortaya çıkararak nesiller boyu kabul edilebilir bir forma sokması mümkün değildir. Böylece Atatürk sadece siyasi ve idari alandaki dehasıyla değil, sayısal dünyadaki üstün başarısıyla da karşımıza çıkmış oluyor.<br />
<br />
Sizin de gördüğünüz gibi Atatürk´ün yaşamında matematiğin önemi bugüne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmeninin ona "Kemal" ismini vermesinden çok ötedir. Matematiğin bilimsel gelişme acısından anlaşılır bir dilde öğretilmesi gerektiği düşüncesi ve bu konudaki çalışmaları sayesinde bize kazandırdığı onca güzelliğe bir yenisini daha eklemiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Atatürkün Matematik Alanında Ülkemize Getirdiği Yenilikler</span></div>
<br />
Günümüzün bilim ve teknolojisinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğrulara, yanlışlara ve dile sahiptir. Bir dile sahiptir diyorum çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya "üçgen, kare, dikdörtgen, çember, daire vb.." gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik. Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye. Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk´tür.<br />
<br />
Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş bir matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller; müselles, murabba veya hatt-ı mümas gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz. Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna siz de hak verirsiniz elbet. Bir düşünün "Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir." Cümlesinden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe´sine çevirebilir ama bir çoğunuz gibi ben de bu cümleyi ilk okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım. Oysa bu cümle "üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir." Demektir. Belki sadece bu cümledeki kavram anlaşılmazlığı bile bize Atatürk´ün bu konuda matematiğe ve dolayısıyla diğer ilimlere ne denli değerli bir çalışma bıraktığını anlamamız için yeterli olacaktır. Mesela, Müselles sözcüğünü ele alalım. Müselles Arapça ´sülüs´ sözcüğünden türetilmiştir. Arapça´daki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, Arapça bilmeyenler için oldukça zordur. Sülüs sözcüğünün Türkçe´de karşılığı ´üç´ kelimesidir. Üç´ün yanına ´gen´ getirirsek üçgen sözcüğü oluşur. Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır. Atatürk´ün matematik dünyasına kazandırdığı diğer bazı terimlerden de şöyle örnekler verebiliriz;<br />
<br />
Yeni İsmi || eski ismi<br />
Bölen || Maksumunaleyh<br />
Bölme || taksim<br />
Bölüm || Haric-i Kısmet<br />
Bölünebilme || Kabiliyet-i Taksim<br />
Çarpı || zarb<br />
Çarpan || mazrub<br />
Çarpanlara Ayırma || Mazrubata Tefrik<br />
Çember || Muhit-i Daire<br />
Çıkarma || tarh<br />
Dikey || amudi<br />
Limit || gaye<br />
Ondalık || Aşar´i<br />
Parabol || Kat´ı Mükafti<br />
Piramit || ehram<br />
Prizma || menşur Sadeleştirme || ihtisar<br />
Pay || suret<br />
Payda || mahrec<br />
Teğet || Hatt-ı Mümas<br />
<br />
Bu Arapça kökenli kelimelerle matematik yapmanın ve yapılanların ne ifade etmek istediğini anlayarak çağdaşlık yolunda ilerlemenin ne denli zor ve zahmetli olacağını anlatmaya gerek olmasa sanırım. Atatürk´ün bulduğu bu ve bunlar gibi bir çok terimler günümüzde hala geçerliliğini korumakta ve matematiği bizler için daha anlaşılır kılmaktadır. Atatürk bu terimlerin yer aldığı 1937 yılında yayımlanan bir de geometri kitabı yazmıştır. Bu kitapta kullanılan yeni terimler ayrıntılarıyla açıklanmış ve üzerlerine örnekler de verilmiştir. Bu kitap geometri öğretenlere ve bu konuda bilgi edinmek isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır.<br />
<br />
Mustafa Kemal bu geometri kitabını yazarak matematiğe daha anlaşılır yeni terimler kazandırmak isteğini Sivas´ta girdiği bir geometri dersinde ortaya koymuştur. Atatürk 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas´a gitmiş ve 1919 yılında Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir geometri (o zamanki adıyla hendese) dersine girmiştir. Bu derste öğrencilerle konuşmuş ve geometri üzerine çeşitli sorular yöneltmiştir. Ders esnasında eski terimlerle matematik öğreniminin ve öğretiminin zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk "Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır." Diyerek bu konudaki kesin yargısını açıkladıktan sonra, dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır. Bu sırada derste Pisagor teoremini de çözümlemiştir.<br />
<br />
Elbette ki, matematik ve geometri bilgisi yeterli olmayan bir insanın bilimsel ve dolayısıyla toplumsal açıdan bu denli önemli bir çalışmayı ortaya çıkararak nesiller boyu kabul edilebilir bir forma sokması mümkün değildir. Böylece Atatürk sadece siyasi ve idari alandaki dehasıyla değil, sayısal dünyadaki üstün başarısıyla da karşımıza çıkmış oluyor.<br />
<br />
Sizin de gördüğünüz gibi Atatürk´ün yaşamında matematiğin önemi bugüne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmeninin ona "Kemal" ismini vermesinden çok ötedir. Matematiğin bilimsel gelişme acısından anlaşılır bir dilde öğretilmesi gerektiği düşüncesi ve bu konudaki çalışmaları sayesinde bize kazandırdığı onca güzelliğe bir yenisini daha eklemiştir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Demokrasimize Yönelik İç Ve Dış Tehtitler Nelerdir]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Demokrasimize-Yonelik-ic-Ve-Dis-Tehtitler-Nelerdir</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 19:44:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Demokrasimize-Yonelik-ic-Ve-Dis-Tehtitler-Nelerdir</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Demokrasimize Yönelik İç Ve Dış Tehtitler Nelerdir</span></div>
<br />
İÇ TEHDİT<br />
<br />
Yurdumuz, hem coğrafî konumu hem de jeopolitik durumu bakımından çok önemli bir yerdedir. Bu nedenle, çok eski zamanlardan beri yabancıların emelleri yurdumuz üzerinde olmuştur.<br />
<br />
İç tehdit unsurları; irtica, anarşi, terör, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ticaretidir. Bu unsurlar, ülkemizi bölmeyi ve yıkmayı amaçlamaktadır.<br />
<br />
Dış güçler anarşi ve terör olaylarıyla demokrasinin sağladığı özgürlükleri, kötüye kullanmayı, ülke içinde karışıklık yaratmayı, ülkeyi yıpratmayı ve devlet otoritesini zayıflatmayı amaçlarlar. Bunun için de ulusal birlik ve beraberliği bozarak, halk üzerinde dehşet ve korku yaratarak halkı sindirme, gerçekleri kendi amaçları doğrultusunda değiştirme yoluna giderler. Halka ve devlet kuruluşlarına karşı saldırıda bulunurlar.<br />
<br />
Ülkemizde yıkıcı ve bölücü unsurların hedefi; Türk Devleti'ni parçalamak, Atatürk ilkeleri doğrultusunda kurulmuş olan çağdaş anlayışı yıkarak yerine kendi görüşleri doğrultusunda bir düzen kurmaktır. Bu unsurlar, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ticareti yaparak bir ülkenin geleceği olan gençleri zehirlemeyi kendi hedefleri arasına almışlardır.Bu sebeplersen dolayı Demokrasisi gelişmemiş ülkeler hep bölünme tehlikesi ile karşı karşıyadır.<br />
<br />
DIŞ TEHDİT<br />
<br />
Türkler, tarih boyunca çok geniş ve değişik yerlerde (Çin'den Avrupa ortalarına) egemenlik kurmuşlardır. Çevrelerindeki ülkelerle iyi ilişkilerde bulunmakla beraber, varlıklarını devam ettirebilmek için zaman zaman da savaşmak zorunda kalmışlardır.<br />
<br />
Türklerin Anadolu'ya yerleşerek birçok ülkenin ele geçirmeyi amaçladığı boğazlara sahip olması, bu ülkelerin bize yönelik tehditlerini ve düşmanlıklarını artırmıştır.<br />
<br />
Dünyada jeopolitik açıdan çok önemli bir yere sahip olan ülkemize yapılacak bir saldırı dünya barışını tehdit edecektir. Bu nedenle dış tehdit unsurları ülkemizi içten bölerek ele geçirmek istemektedirler.<br />
<br />
Ülkemize yönelik dış tehditlerin en önemlilerinden biriside demokrasimize yöneliktir.<br />
<br />
Türkiye'yi doğrudan saldırılarla ele geçiremeyeceklerini bilen dış güçler Domokratikleşmemizi hedef alan, kendi amaçları doğrultusunda etkinlik gösteren yıkıcı ve bölücü unsurlara yardım ederken, onlardan Türkiye'nin sırlarını casusluk yoluyla öğrenmek istemektedirler. Bu güçler, Türk gençliğini, aydınlarını ve ülkenin hassas yönlerini hedef olarak seçmişlerdir. Ayrıca bunlar dost ve müttefik ülkelerde bulunan, Türk yıkıcı unsurları ve Türkiye'de etkinlikte bulunan yıkıcı unsurlarla is birliği halindedir. Türkiye'deki kanun dışı bu unsurlar ile Ermeni terör unsurları da ilişki içindedir. Öyle ki Türkiye'de meydana gelen kaçakçılık ve terör olaylarının bazılarını Ermeni terör unsurları üstlenmiştir. Ermeni terör unsurları, uyuşturucu madde ve silâh kaçakçılığını, hatta komsu ülkelerdeki büyükelçilik görevlilerimize düzenledikleri saldırıları diğer yıkıcı unsurlarla birlikte yapmaktadırlar. Sonuç olarak demokratik ve gelişmiş Türkiye dış güçler için bir tehdit olacaktır. Buda dış güçlerin kabullenemeyeceği bir durumdur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Demokrasimize Yönelik İç Ve Dış Tehtitler Nelerdir</span></div>
<br />
İÇ TEHDİT<br />
<br />
Yurdumuz, hem coğrafî konumu hem de jeopolitik durumu bakımından çok önemli bir yerdedir. Bu nedenle, çok eski zamanlardan beri yabancıların emelleri yurdumuz üzerinde olmuştur.<br />
<br />
İç tehdit unsurları; irtica, anarşi, terör, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ticaretidir. Bu unsurlar, ülkemizi bölmeyi ve yıkmayı amaçlamaktadır.<br />
<br />
Dış güçler anarşi ve terör olaylarıyla demokrasinin sağladığı özgürlükleri, kötüye kullanmayı, ülke içinde karışıklık yaratmayı, ülkeyi yıpratmayı ve devlet otoritesini zayıflatmayı amaçlarlar. Bunun için de ulusal birlik ve beraberliği bozarak, halk üzerinde dehşet ve korku yaratarak halkı sindirme, gerçekleri kendi amaçları doğrultusunda değiştirme yoluna giderler. Halka ve devlet kuruluşlarına karşı saldırıda bulunurlar.<br />
<br />
Ülkemizde yıkıcı ve bölücü unsurların hedefi; Türk Devleti'ni parçalamak, Atatürk ilkeleri doğrultusunda kurulmuş olan çağdaş anlayışı yıkarak yerine kendi görüşleri doğrultusunda bir düzen kurmaktır. Bu unsurlar, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ticareti yaparak bir ülkenin geleceği olan gençleri zehirlemeyi kendi hedefleri arasına almışlardır.Bu sebeplersen dolayı Demokrasisi gelişmemiş ülkeler hep bölünme tehlikesi ile karşı karşıyadır.<br />
<br />
DIŞ TEHDİT<br />
<br />
Türkler, tarih boyunca çok geniş ve değişik yerlerde (Çin'den Avrupa ortalarına) egemenlik kurmuşlardır. Çevrelerindeki ülkelerle iyi ilişkilerde bulunmakla beraber, varlıklarını devam ettirebilmek için zaman zaman da savaşmak zorunda kalmışlardır.<br />
<br />
Türklerin Anadolu'ya yerleşerek birçok ülkenin ele geçirmeyi amaçladığı boğazlara sahip olması, bu ülkelerin bize yönelik tehditlerini ve düşmanlıklarını artırmıştır.<br />
<br />
Dünyada jeopolitik açıdan çok önemli bir yere sahip olan ülkemize yapılacak bir saldırı dünya barışını tehdit edecektir. Bu nedenle dış tehdit unsurları ülkemizi içten bölerek ele geçirmek istemektedirler.<br />
<br />
Ülkemize yönelik dış tehditlerin en önemlilerinden biriside demokrasimize yöneliktir.<br />
<br />
Türkiye'yi doğrudan saldırılarla ele geçiremeyeceklerini bilen dış güçler Domokratikleşmemizi hedef alan, kendi amaçları doğrultusunda etkinlik gösteren yıkıcı ve bölücü unsurlara yardım ederken, onlardan Türkiye'nin sırlarını casusluk yoluyla öğrenmek istemektedirler. Bu güçler, Türk gençliğini, aydınlarını ve ülkenin hassas yönlerini hedef olarak seçmişlerdir. Ayrıca bunlar dost ve müttefik ülkelerde bulunan, Türk yıkıcı unsurları ve Türkiye'de etkinlikte bulunan yıkıcı unsurlarla is birliği halindedir. Türkiye'deki kanun dışı bu unsurlar ile Ermeni terör unsurları da ilişki içindedir. Öyle ki Türkiye'de meydana gelen kaçakçılık ve terör olaylarının bazılarını Ermeni terör unsurları üstlenmiştir. Ermeni terör unsurları, uyuşturucu madde ve silâh kaçakçılığını, hatta komsu ülkelerdeki büyükelçilik görevlilerimize düzenledikleri saldırıları diğer yıkıcı unsurlarla birlikte yapmaktadırlar. Sonuç olarak demokratik ve gelişmiş Türkiye dış güçler için bir tehdit olacaktır. Buda dış güçlerin kabullenemeyeceği bir durumdur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hint Deniz Seferlerinin Osmanlı Devletine Etkileri]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Hint-Deniz-Seferlerinin-Osmanli-Devletine-Etkileri</link>
			<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 19:42:22 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Hint-Deniz-Seferlerinin-Osmanli-Devletine-Etkileri</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Hint Deniz Seferlerinin Osmanlı Devletine Etkileri</span></div>
<br />
HİNT DENİZ SEFERLERİ (1538-1553)<br />
Sebepleri:<br />
a)- Coğrafi keşifler sonucu baharat yolu önemini yitirmiş, Avrupalılar Ümit Burnu yoluyla ticaret yapmaya başlamışlardı. Portekizliler Hint Okyanusu'nda egemenlik kurmuşlardı.<br />
b)-Hindistandaki GÜCERAT İSLAM DEVLETİ'nin Portekizliler'e karşı Osmanlılardan yardım istemesi.<br />
Seferler: Osmanlı Devleti 1538-1553 yılları arasında bu bölgeye seferler düzenledi. Portekizlilerle savaştı. Ancak kesin bir üstünlük sağlayamadı. Yemen, Aden, Sudan ve Habeşistan'ın bazı kısımları bu seferler sırasında Osmanlı topraklarına katıldı.<br />
Hint Seferlerinin Başarısız Olma Sebepleri:<br />
a)- Osmanlı Devlet adamlarının hint yoluna gereken önemi vermemeleri,<br />
b)- Osmanlı gemilerinin Okyanus şartlarına dayanıklı olmaması,<br />
c)- Gücerat Sultanlığının Osmanlı Devleti'ne gereken yardımı yapmaması.<br />
NOT: Osmanlı Padişahlarının halife olarak ilk yardım ettikleri müslüman ülke Gücerat'dır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Hint Deniz Seferlerinin Osmanlı Devletine Etkileri</span></div>
<br />
HİNT DENİZ SEFERLERİ (1538-1553)<br />
Sebepleri:<br />
a)- Coğrafi keşifler sonucu baharat yolu önemini yitirmiş, Avrupalılar Ümit Burnu yoluyla ticaret yapmaya başlamışlardı. Portekizliler Hint Okyanusu'nda egemenlik kurmuşlardı.<br />
b)-Hindistandaki GÜCERAT İSLAM DEVLETİ'nin Portekizliler'e karşı Osmanlılardan yardım istemesi.<br />
Seferler: Osmanlı Devleti 1538-1553 yılları arasında bu bölgeye seferler düzenledi. Portekizlilerle savaştı. Ancak kesin bir üstünlük sağlayamadı. Yemen, Aden, Sudan ve Habeşistan'ın bazı kısımları bu seferler sırasında Osmanlı topraklarına katıldı.<br />
Hint Seferlerinin Başarısız Olma Sebepleri:<br />
a)- Osmanlı Devlet adamlarının hint yoluna gereken önemi vermemeleri,<br />
b)- Osmanlı gemilerinin Okyanus şartlarına dayanıklı olmaması,<br />
c)- Gücerat Sultanlığının Osmanlı Devleti'ne gereken yardımı yapmaması.<br />
NOT: Osmanlı Padişahlarının halife olarak ilk yardım ettikleri müslüman ülke Gücerat'dır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman Tarafindan Gerçekleştirilen Hint Deniz Seferinin Ve Coğrafi Ke]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Kanuni-Sultan-Suleyman-Tarafindan-Gerceklestirilen-Hint-Deniz-Seferinin-Ve-cografi-Ke</link>
			<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 22:29:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Kanuni-Sultan-Suleyman-Tarafindan-Gerceklestirilen-Hint-Deniz-Seferinin-Ve-cografi-Ke</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Kanuni Sultan Süleyman Tarafindan Gerçekleştirilen Hint Deniz Seferinin Ve Coğrafi Keşiflerin Osmanlıya Etkisi</span></div>
<br />
Sebebi: Avusturya Kralı Ferdinand'ın Kanuni'nin İstanbul'a geri dönmesinden sonra tekrar <br />
Macaristan'a saldırması. <br />
Sefer: Kanuni Ferdinand ve Şarlkenle bir meydan savaşı yapmak umuduyla Almanya içlerine kadar <br />
ilerledi. Ancak Şarlken ve Ferdinand karşısına çıkma cesareti gösteremeyince İstanbul'a <br />
döndü. <br />
İSTANBUL ANTLAŞMASI(1533): <br />
Ferdinand'ın barış isteği üzerine İLK Osmanlı-Avusturya Antlaşması İstanbul'da imzalandı(1533). <br />
Maddeleri: <br />
1- Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacak. <br />
2- Avusturya elinde tuttuğu Macar toprakları için Osmanlılar'a vergi verecek. <br />
Önemi: Bu antlaşma Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'daki üstünlüğünün bir kanıtıdır. <br />
<br />
NOT: Bu üstünlük 1606 yılında yine Osmanlı Devleti ve Avusturya arasunda imzalanacak olan ZİTVATOROK <br />
antlaşmasıyla sona erecektir. <br />
6)- OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ VE KAPİTÜLASYONLAR (1535) <br />
İlk Osmanlı-Fransız ilişkisi Fransa kralı I. Fransuva'nın Almanya İmparatoru (Kutsal Roma Germen) <br />
Şarlken ile yaptığı savaşta esir düşmesiyle başlamıştı. Bunun üzerine Fransuva'nın annesi dönemin <br />
en güçlü devleti Osmanlı Devletinden yardım istemişti(1525). Bunun üzerine Kanuni Macaristan <br />
seferine çıkarak Mohaç'da Macarları yenmiş, sonrada Avusturya ve Almanya seferlerine çıkmıştı. <br />
Kapitülasyonlar: Ticaret,hukuk, gümrük gibi alanlarda devletlerin birbirlerine tanıdıkları <br />
imtiyazlardır. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=999" target="_blank">Kanuni Sultan Süleyman Tarafindan Gerçekleştirilen Hint Deniz Seferinin Ve çoğrafi Keşiflerin Osmanliya Etkisi.doc</a> (Boyut: 14.93 KB / İndirme: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Kanuni Sultan Süleyman Tarafindan Gerçekleştirilen Hint Deniz Seferinin Ve Coğrafi Keşiflerin Osmanlıya Etkisi</span></div>
<br />
Sebebi: Avusturya Kralı Ferdinand'ın Kanuni'nin İstanbul'a geri dönmesinden sonra tekrar <br />
Macaristan'a saldırması. <br />
Sefer: Kanuni Ferdinand ve Şarlkenle bir meydan savaşı yapmak umuduyla Almanya içlerine kadar <br />
ilerledi. Ancak Şarlken ve Ferdinand karşısına çıkma cesareti gösteremeyince İstanbul'a <br />
döndü. <br />
İSTANBUL ANTLAŞMASI(1533): <br />
Ferdinand'ın barış isteği üzerine İLK Osmanlı-Avusturya Antlaşması İstanbul'da imzalandı(1533). <br />
Maddeleri: <br />
1- Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacak. <br />
2- Avusturya elinde tuttuğu Macar toprakları için Osmanlılar'a vergi verecek. <br />
Önemi: Bu antlaşma Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'daki üstünlüğünün bir kanıtıdır. <br />
<br />
NOT: Bu üstünlük 1606 yılında yine Osmanlı Devleti ve Avusturya arasunda imzalanacak olan ZİTVATOROK <br />
antlaşmasıyla sona erecektir. <br />
6)- OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ VE KAPİTÜLASYONLAR (1535) <br />
İlk Osmanlı-Fransız ilişkisi Fransa kralı I. Fransuva'nın Almanya İmparatoru (Kutsal Roma Germen) <br />
Şarlken ile yaptığı savaşta esir düşmesiyle başlamıştı. Bunun üzerine Fransuva'nın annesi dönemin <br />
en güçlü devleti Osmanlı Devletinden yardım istemişti(1525). Bunun üzerine Kanuni Macaristan <br />
seferine çıkarak Mohaç'da Macarları yenmiş, sonrada Avusturya ve Almanya seferlerine çıkmıştı. <br />
Kapitülasyonlar: Ticaret,hukuk, gümrük gibi alanlarda devletlerin birbirlerine tanıdıkları <br />
imtiyazlardır. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=999" target="_blank">Kanuni Sultan Süleyman Tarafindan Gerçekleştirilen Hint Deniz Seferinin Ve çoğrafi Keşiflerin Osmanliya Etkisi.doc</a> (Boyut: 14.93 KB / İndirme: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı Bir Çevremiz Olması İçin Okulumuzda Ne Gibi Çalışmalar Yapabiliriz]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Saglikli-Bir-cevremiz-Olmasi-icin-Okulumuzda-Ne-Gibi-calismalar-Yapabiliriz</link>
			<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 22:13:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Saglikli-Bir-cevremiz-Olmasi-icin-Okulumuzda-Ne-Gibi-calismalar-Yapabiliriz</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Sağlıklı Bir Çevremiz Olması İçin Okulumuzda Ne Gibi Çalışmalar Yapabiliriz</span></div>
<br />
Sağlık Eğitiminde İşbirliği Yapma<br />
Eğitim Ve Öğretim - Genel Konular<br />
Sağlık Eğitiminde İşbirliği Yapma Sağlık Eğitiminde İşbirliği Yapma Her sektörün <br />
hizmet verirken karşılaştığı bazı sorunlar mevcuttur. Sağlık alanında tek başına <br />
tüm topluma ulaşması olanaksız olup verilen hizmetin kaliteli ve yeterli olması <br />
olanaksızdır. Bunun ve sağlıklı bir çevremiz olması için okulumuzda ne gibi <br />
çalışmalar yapabiliriz, okulumuzda sağlıklı bir çevre olması için neler <br />
yapabiliriz, çevremizin ve okulumuzun daha temiz olması için neler yapabiliriz, <br />
okulumuzun daha temiz olması için neler yapabiliriz, çevremizin temiz olması <br />
için neler yapabiliriz, çevremizin ve okulumuzun temiz olması için neler <br />
yapabiliriz, sağlıklı bir çevre için neler yapabiliriz, işbirliği yapmanın <br />
önemi, okulumuzun temiz olması için neler yapmalıyız<br />
<br />
Her sektörün hizmet verirken karşılaştığı bazı sorunlar mevcuttur. Sağlık <br />
alanında tek başına tüm topluma ulaşması olanaksız olup verilen hizmetin <br />
kaliteli ve yeterli olması olanaksızdır. Bunun için diğer sektörlerin <br />
kaynaklarından yararlanmasın gerekir. Böylece istenen düzeyde, istenen şekilde <br />
ve istenen kalitede yaygın eğitim verilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 10 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=998" target="_blank">Saglıklı-Bir-Çevremiz-Olması-İçin-Okulumuzda-Ne-Gibi-Çalışmalar-Yapabiliriz.doc</a> (Boyut: 22.47 KB / İndirme: 32)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Sağlıklı Bir Çevremiz Olması İçin Okulumuzda Ne Gibi Çalışmalar Yapabiliriz</span></div>
<br />
Sağlık Eğitiminde İşbirliği Yapma<br />
Eğitim Ve Öğretim - Genel Konular<br />
Sağlık Eğitiminde İşbirliği Yapma Sağlık Eğitiminde İşbirliği Yapma Her sektörün <br />
hizmet verirken karşılaştığı bazı sorunlar mevcuttur. Sağlık alanında tek başına <br />
tüm topluma ulaşması olanaksız olup verilen hizmetin kaliteli ve yeterli olması <br />
olanaksızdır. Bunun ve sağlıklı bir çevremiz olması için okulumuzda ne gibi <br />
çalışmalar yapabiliriz, okulumuzda sağlıklı bir çevre olması için neler <br />
yapabiliriz, çevremizin ve okulumuzun daha temiz olması için neler yapabiliriz, <br />
okulumuzun daha temiz olması için neler yapabiliriz, çevremizin temiz olması <br />
için neler yapabiliriz, çevremizin ve okulumuzun temiz olması için neler <br />
yapabiliriz, sağlıklı bir çevre için neler yapabiliriz, işbirliği yapmanın <br />
önemi, okulumuzun temiz olması için neler yapmalıyız<br />
<br />
Her sektörün hizmet verirken karşılaştığı bazı sorunlar mevcuttur. Sağlık <br />
alanında tek başına tüm topluma ulaşması olanaksız olup verilen hizmetin <br />
kaliteli ve yeterli olması olanaksızdır. Bunun için diğer sektörlerin <br />
kaynaklarından yararlanmasın gerekir. Böylece istenen düzeyde, istenen şekilde <br />
ve istenen kalitede yaygın eğitim verilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 10 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=998" target="_blank">Saglıklı-Bir-Çevremiz-Olması-İçin-Okulumuzda-Ne-Gibi-Çalışmalar-Yapabiliriz.doc</a> (Boyut: 22.47 KB / İndirme: 32)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tüketici Olarak Nasıl Daha Bilinçli Olabiliriz]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Tuketici-Olarak-Nasil-Daha-Bilincli-Olabiliriz</link>
			<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 22:10:24 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Tuketici-Olarak-Nasil-Daha-Bilincli-Olabiliriz</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Tüketici Olarak Nasıl Daha Bilinçli Olabiliriz</span></div>
<br />
Tüketici olarak nasıl daha bilinçli olabiliriz sorusuna en iyi cevabı tüketici haklarımı bilerek bunu başarabiliriz. Çünkü haklarını bilmeden bilinçli tüketici olamayayız tüketici haklarıda aşagıdaki gibidir<br />
<br />
TÜKETİCİ HAKLARI:<br />
Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 tane temel ve evrensel tüketici hakkı mevcuttur. Bunlar aşğıdaki gibidir:<br />
<br />
1) Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır. Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir.<br />
<br />
2) Sağlık Ve Güvenlik Hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olmasıdır.<br />
<br />
3) Bilgi Edinme Hakkı: Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan korunmasıdır.<br />
<br />
4) Eğitilme Hakkı: Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için eğitim kurumlarında eğitilmesidir.<br />
<br />
5) Zararların Giderilmesi Hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır.<br />
<br />
6) Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve Doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere bırakılmasıdır.<br />
<br />
7) Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır.<br />
<br />
8) Seçme Hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri anlamındadır. Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını sağlamalıdır.<br />
<br />
9) Temsil Edilme, Örgütlenme, Sesini Duyurma Hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Tüketici Olarak Nasıl Daha Bilinçli Olabiliriz</span></div>
<br />
Tüketici olarak nasıl daha bilinçli olabiliriz sorusuna en iyi cevabı tüketici haklarımı bilerek bunu başarabiliriz. Çünkü haklarını bilmeden bilinçli tüketici olamayayız tüketici haklarıda aşagıdaki gibidir<br />
<br />
TÜKETİCİ HAKLARI:<br />
Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 tane temel ve evrensel tüketici hakkı mevcuttur. Bunlar aşğıdaki gibidir:<br />
<br />
1) Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır. Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir.<br />
<br />
2) Sağlık Ve Güvenlik Hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olmasıdır.<br />
<br />
3) Bilgi Edinme Hakkı: Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan korunmasıdır.<br />
<br />
4) Eğitilme Hakkı: Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için eğitim kurumlarında eğitilmesidir.<br />
<br />
5) Zararların Giderilmesi Hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır.<br />
<br />
6) Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve Doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere bırakılmasıdır.<br />
<br />
7) Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır.<br />
<br />
8) Seçme Hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri anlamındadır. Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını sağlamalıdır.<br />
<br />
9) Temsil Edilme, Örgütlenme, Sesini Duyurma Hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Toplu Taşıma Araçlarında Uyulması Gereken Kurallar]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Toplu-Tasima-Araclarinda-Uyulmasi-Gereken-Kurallar</link>
			<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 22:09:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Toplu-Tasima-Araclarinda-Uyulmasi-Gereken-Kurallar</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Toplu Taşıma Araçlarında Uyulması Gereken Kurallar</span></div>
<br />
Otobüslere binmeden önce, eğer hattında sürekli araba çalışıyorsa, tamamı dolu bir araca binmek için kapılarını yumruklamamalıyız, seyrekse bile daha sabırlı davranıp araç içinde yerimizi almalıyız.<br />
<br />
Çok dolu bir aracın içindeyken olabilecek en iyi şekilde yerden istifade etmeliyiz, sırtımızda çanta varsa bacak aramıza alıp yolcuların daha rahat yolculuk etmesini sağlayabiliriz.<br />
<br />
Ses debisi kulak zarını patlatıcak bir seyyar disko şeklinde otobüslere binmemeliyiz, bu hem sağlığımızın hem de yolcuların keyfinin içine edebilmektedir.<br />
<br />
Cep telefonu ile seyir halinde görüşülmesinin yasak olduğu araçlarda görüşmemeli, görüşmeye açık ortamlarda ise alçak sesle konuşmayı, ya da daha sonra aramayı tercih etmeliyiz.<br />
<br />
Çiğnen sakız , şeker v.b maddeleri tutacak demirlere, düğmelere, ızgaralara tıkamamalı ineceğimiz duraktaki bir çöp kutusuna atmayı tercih etmeliyiz.<br />
<br />
Yaşlı, çocuklu, engelli, hamile vatandaşlarımıza her zaman binerken öncelik, seyir halinde oturacak yer ve inerken varsa yüklerine, engelliyse engel durumuna göre yardımcı olmalıyız.<br />
<br />
Gazete v.b basılı materyelleri gelişi güzel koltuk arası, üstü veya yere atarak gitmemeliyiz.<br />
<br />
Vapur, tekne gibi ulaşım araçlarında sigaralarımızı denizde değil mümkünse içindeki çöp tenekelerinde söndürmeli ve içine atmalıyız.<br />
<br />
Metro - Otobüs - Tramvay v.b duraklı araçlarda inilecek duraktan önce hazırlığımızı yapıp zamanında araçtan inmeliyiz.<br />
<br />
Otobüslerde dur ikazına basmadan inilecek durağa gelindiğinde şöföre " Kapıyı açsana" gibi bir davranışta bulunmamalıyız]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Toplu Taşıma Araçlarında Uyulması Gereken Kurallar</span></div>
<br />
Otobüslere binmeden önce, eğer hattında sürekli araba çalışıyorsa, tamamı dolu bir araca binmek için kapılarını yumruklamamalıyız, seyrekse bile daha sabırlı davranıp araç içinde yerimizi almalıyız.<br />
<br />
Çok dolu bir aracın içindeyken olabilecek en iyi şekilde yerden istifade etmeliyiz, sırtımızda çanta varsa bacak aramıza alıp yolcuların daha rahat yolculuk etmesini sağlayabiliriz.<br />
<br />
Ses debisi kulak zarını patlatıcak bir seyyar disko şeklinde otobüslere binmemeliyiz, bu hem sağlığımızın hem de yolcuların keyfinin içine edebilmektedir.<br />
<br />
Cep telefonu ile seyir halinde görüşülmesinin yasak olduğu araçlarda görüşmemeli, görüşmeye açık ortamlarda ise alçak sesle konuşmayı, ya da daha sonra aramayı tercih etmeliyiz.<br />
<br />
Çiğnen sakız , şeker v.b maddeleri tutacak demirlere, düğmelere, ızgaralara tıkamamalı ineceğimiz duraktaki bir çöp kutusuna atmayı tercih etmeliyiz.<br />
<br />
Yaşlı, çocuklu, engelli, hamile vatandaşlarımıza her zaman binerken öncelik, seyir halinde oturacak yer ve inerken varsa yüklerine, engelliyse engel durumuna göre yardımcı olmalıyız.<br />
<br />
Gazete v.b basılı materyelleri gelişi güzel koltuk arası, üstü veya yere atarak gitmemeliyiz.<br />
<br />
Vapur, tekne gibi ulaşım araçlarında sigaralarımızı denizde değil mümkünse içindeki çöp tenekelerinde söndürmeli ve içine atmalıyız.<br />
<br />
Metro - Otobüs - Tramvay v.b duraklı araçlarda inilecek duraktan önce hazırlığımızı yapıp zamanında araçtan inmeliyiz.<br />
<br />
Otobüslerde dur ikazına basmadan inilecek durağa gelindiğinde şöföre " Kapıyı açsana" gibi bir davranışta bulunmamalıyız]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Edisonun Fiziksel Özellikleri ve Çocukluk Yılları]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Edisonun-Fiziksel-ozellikleri-ve-cocukluk-Yillari</link>
			<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 22:06:34 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Edisonun-Fiziksel-ozellikleri-ve-cocukluk-Yillari</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Edisonun Fiziksel Özellikleri ve Çocukluk Yılları</span></div>
<br />
Thomas Alva Edison, Milan, Ohio´da doğdu. Yedi kardeşin 7. olmaktadır. Babası Samuel "The Iron Shovel" Edison, Jr.(1804-1896)(Kanada), anneside Nancy Matthews Elliott (1810-1871)dur. Kendisinin Hollandalı olduğu düşünülmektedir. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan´daki Port Huron´a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı.<br />
<br />
Fakat başladıktan yaklaşık 4 ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalara ilgi duydu bir süre sonra kendi başına bir telgraf aleti yaptı ve Mors alfabesini öğrendi.<br />
<br />
O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları ağır işitmeye başladı. 12 yaşındayken bir trende dergi ve meyve satıyor, bir yandan da trenin yük vagonunu yerleştirdiği küçük bir baskı makinesi ile haftalık bir gazete basıyordu. Ama bir gün içinde kimyasal madde bulunan şeylerden biri kırılıp vagonda yangın çıkınca Edison hem trendeki işinden oldu hem de ömür boyu ağır işitmesine yol açacak biçimde yaralandı.<br />
<br />
Daha sonra telgrafçılık öğrenmeye karar veren Edison 1863-1868 arasında ABD ve Kanada da birkaç telgrafhanede çalıştı. 1868 de bir atölye kurdu ama yaptığı elektrikli kayıt aygıtının patentini satamayınca bir yıl sonra parasız ve borçlu olarak Boston dan New York ´a gitti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Edisonun Fiziksel Özellikleri ve Çocukluk Yılları</span></div>
<br />
Thomas Alva Edison, Milan, Ohio´da doğdu. Yedi kardeşin 7. olmaktadır. Babası Samuel "The Iron Shovel" Edison, Jr.(1804-1896)(Kanada), anneside Nancy Matthews Elliott (1810-1871)dur. Kendisinin Hollandalı olduğu düşünülmektedir. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan´daki Port Huron´a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı.<br />
<br />
Fakat başladıktan yaklaşık 4 ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalara ilgi duydu bir süre sonra kendi başına bir telgraf aleti yaptı ve Mors alfabesini öğrendi.<br />
<br />
O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları ağır işitmeye başladı. 12 yaşındayken bir trende dergi ve meyve satıyor, bir yandan da trenin yük vagonunu yerleştirdiği küçük bir baskı makinesi ile haftalık bir gazete basıyordu. Ama bir gün içinde kimyasal madde bulunan şeylerden biri kırılıp vagonda yangın çıkınca Edison hem trendeki işinden oldu hem de ömür boyu ağır işitmesine yol açacak biçimde yaralandı.<br />
<br />
Daha sonra telgrafçılık öğrenmeye karar veren Edison 1863-1868 arasında ABD ve Kanada da birkaç telgrafhanede çalıştı. 1868 de bir atölye kurdu ama yaptığı elektrikli kayıt aygıtının patentini satamayınca bir yıl sonra parasız ve borçlu olarak Boston dan New York ´a gitti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aile ve Ülke Ekonomisi Bakımından Tasarruflu Aydinlatmanın Önemi nedir?]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Aile-ve-ulke-Ekonomisi-Bakimindan-Tasarruflu-Aydinlatmanin-onemi-nedir</link>
			<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 21:57:37 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Aile-ve-ulke-Ekonomisi-Bakimindan-Tasarruflu-Aydinlatmanin-onemi-nedir</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Aile ve Ülke Ekonomisi Bakımından Tasarruflu Aydinlatmanın Önemi nedir?</span></div>
<br />
Evlerimizde kullandığımız elektrikli ev aletleri istenilen hizmet ve konfor seviyesini etkilemeksizin daha az enerji ile kullanılabilir. Verimli aydınlatma sistemlerini ve ev aletlerini kullanarak elektrik faturalarında azalma sağlanabilir. Verimli aletlerin fiyatları benzer modellerinden pahalı olabilir. Bununla birlikte verimli aletlerin satınalınması esnasında ödenen fiyat farkı daha sonra elektrik faturalarındaki düşüş ile kullanıcıya geri ödenir.<br />
<br />
1999 verilerine göre, ülkemizde elektriğin % 47 gibi önemli oranı bina ve hizmetler sektöründe tüketilmiştir.<br />
<br />
Enerji türleri içerisinde elektrik enerjisinin maliyeti oldukça yüksektir. Bu nedenle elektriğin tüketimi konusuna önem vermek gerekir. Enerji maliyetlerinin ve enerjiye olan talebin artması, enerji tasarrufunu zorunlu hale getirmiştir.<br />
<br />
Enerji ihtiyacının % 62'sini ithal etmek zorunda olan ve fosil yakıt kullanarak elektrik enerjisine dönüşüm sağlayan santralların toplam veriminin % 30 olduğu ülkemizde enerjinin verimli kullanımının önemi açıkça görülmektedir.<br />
<br />
Çoğumuz çevresel olaylara duyarlı olmakla birlikte, artan enerji kullanımı ile orantılı olarak artış gösteren çevresel zararları azaltma konusunda ne yapabileceğimizden emin değilizdir. Eğer elektriği daha verimli kullanmayı seçersek Türkiye'de çevresel sorunların çözümüne önemli bir katkı sağlarız.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=997" target="_blank">Aile-ve-Ülke-Ekonomisi-Bakımından-Tasarruflu-Aydınlatmanın-Önemi-nedir.doc</a> (Boyut: 13.7 KB / İndirme: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">Aile ve Ülke Ekonomisi Bakımından Tasarruflu Aydinlatmanın Önemi nedir?</span></div>
<br />
Evlerimizde kullandığımız elektrikli ev aletleri istenilen hizmet ve konfor seviyesini etkilemeksizin daha az enerji ile kullanılabilir. Verimli aydınlatma sistemlerini ve ev aletlerini kullanarak elektrik faturalarında azalma sağlanabilir. Verimli aletlerin fiyatları benzer modellerinden pahalı olabilir. Bununla birlikte verimli aletlerin satınalınması esnasında ödenen fiyat farkı daha sonra elektrik faturalarındaki düşüş ile kullanıcıya geri ödenir.<br />
<br />
1999 verilerine göre, ülkemizde elektriğin % 47 gibi önemli oranı bina ve hizmetler sektöründe tüketilmiştir.<br />
<br />
Enerji türleri içerisinde elektrik enerjisinin maliyeti oldukça yüksektir. Bu nedenle elektriğin tüketimi konusuna önem vermek gerekir. Enerji maliyetlerinin ve enerjiye olan talebin artması, enerji tasarrufunu zorunlu hale getirmiştir.<br />
<br />
Enerji ihtiyacının % 62'sini ithal etmek zorunda olan ve fosil yakıt kullanarak elektrik enerjisine dönüşüm sağlayan santralların toplam veriminin % 30 olduğu ülkemizde enerjinin verimli kullanımının önemi açıkça görülmektedir.<br />
<br />
Çoğumuz çevresel olaylara duyarlı olmakla birlikte, artan enerji kullanımı ile orantılı olarak artış gösteren çevresel zararları azaltma konusunda ne yapabileceğimizden emin değilizdir. Eğer elektriği daha verimli kullanmayı seçersek Türkiye'de çevresel sorunların çözümüne önemli bir katkı sağlarız.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Ödevin Tamamı 3 Sayfadır.</span></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><img src="images/attachtypes/doc.gif" border="0" alt=".doc" />&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=997" target="_blank">Aile-ve-Ülke-Ekonomisi-Bakımından-Tasarruflu-Aydınlatmanın-Önemi-nedir.doc</a> (Boyut: 13.7 KB / İndirme: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aç kurt bile komşusunu dalamaz]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Ac-kurt-bile-komsusunu-dalamaz</link>
			<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 23:59:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Ac-kurt-bile-komsusunu-dalamaz</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Aç kurt bile komşusunu dalamaz. Atasözünün Anlamı, Atasözleri Sözlüğü ve Açıklamalı Anlamları</span><br />
<br />
İnsan her ne kadar kötü olursa olsun, zararı komşusuna dokunmamalıdır. Kurtlar bile komşuluk hukukuna saygılıdır. Birlikte yaşamak zorunda insanların da, dirlik ve düzenlik içinde birbirine iyi davranması gerekir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Aç kurt bile komşusunu dalamaz. Atasözünün Anlamı, Atasözleri Sözlüğü ve Açıklamalı Anlamları</span><br />
<br />
İnsan her ne kadar kötü olursa olsun, zararı komşusuna dokunmamalıdır. Kurtlar bile komşuluk hukukuna saygılıdır. Birlikte yaşamak zorunda insanların da, dirlik ve düzenlik içinde birbirine iyi davranması gerekir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aç gözünü, açarlar gözünü]]></title>
			<link>http://www.odevbilim.com/Thread-Ac-gozunu-acarlar-gozunu</link>
			<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 23:58:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.odevbilim.com/Thread-Ac-gozunu-acarlar-gozunu</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Aç gözünü, açarlar gözünü. Atasözünün Anlamı, Atasözleri Sözlüğü ve Açıklamalı Anlamları</span><br />
<br />
Her zaman uyanık bulun. Aksi halde öyle silleler yersin, seni öyle kandırırlarki gözünü dört açmak zorunda kalırsın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Aç gözünü, açarlar gözünü. Atasözünün Anlamı, Atasözleri Sözlüğü ve Açıklamalı Anlamları</span><br />
<br />
Her zaman uyanık bulun. Aksi halde öyle silleler yersin, seni öyle kandırırlarki gözünü dört açmak zorunda kalırsın.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
